Bazı mücevherler takılmak için değil, bir hikâyeyi bilekte taşımak için tasarlanır. İşte bu eserin fikri, antik mücevherlerin ruhunu gotik estetikle birleştiren, dünyada benzeri olmayan bir mücevher yaratma düşüncesiyle aylar süren bir tasarım sürecinin sonunda ortaya çıktı. Arkeoloji ve antik tarihe duyduğum tutkuyu, adeta geçmişten günümüze ulaşmış bir arkeolojik keşif nesnesi gibi bilekte taşınabilecek bir esere dönüştürmek istedim. Bu nedenle bilekliğin her noktasına ayrı bir anlam, ayrı bir hikâye yerleştirdim.

“Kendini bil; çünkü dünya üzerindeki bütün ihtişam geçicidir. Zaman akar, hayat sessizce tükenir ve sonunda hepimiz toz ve gölgeye dönüşürüz. Bir zamanlar gücün, güzelliğin ve zenginliğin sembolü olan insanlar da toprağın sessizliğinde aynı sona yürüdü. Bu lahit, ölümü hatırlatmak için değil, yaşamın kıymetini hatırlatmak için bilekte taşınan küçük bir memento mori’dir. Açılan kapağın ardındaki cenaze, taşların arasındaki ihtişam ve kanatlı kum saati aynı şeyi bize anlatır: Zaman hiçbir serveti, hiçbir unvanı ve hiçbir bedeni sonsuza dek korumaz. Geriye yalnızca bıraktığımız iz, yaşadığımız hayat ve hatırlanma biçimimiz kalır.”

Lahitin üzerinde yer alan “NOSCE TE IPSVM”, “Kendini bil” anlamına gelir. “SIC TRANSIT GLORIA MUNDI”, “Dünyanın ihtişamı böyle geçip gider”; “PULVIS ET UMBRA SUMUS” ise “Biz toz ve gölgeden ibaretiz” anlamını taşır. Alt merkezdeki kanatlı kum saati intagliosu, zamanın durdurulamaz akışını ve hayatın geçiciliğini simgeler.

Lahitin kapağı açıldığında karşınıza pişmiş toprak ve gümüşten işlenmiş bir cenaze sahnesi çıkar; bilekliğin içerisinde adeta minyatür bir diorama sanatı inşa edilmiştir. Lahitin dış yüzeyi ise gotik bir masaldan çıkmışçasına, eski murassa mücevher sanatını andıran değerli taşlarla bezenmiştir. Turmalin, garnet, zebercet ve kyanit gibi özel taşlar eserin farklı bölümlerine işlenirken; hem bilekliğin kollarında hem lahitin çevresinde hem de üst bölümünde toplam 3.80 ct kırıntı elmas taş kullanılmıştır.

Bu eserin yalnızca yapımı değil, tasarımı da aylar sürdü. Tamamı 925 ayar gümüşten üretilmiş olup, eser içerisinde imzam ve 925 ayar damgam bulunmaktadır. Benim için bir bileklik değil; antik bir eseri keşfetmişsiniz hissi veren, giyilebilir bir arkeoloji, gotik bir sanat eseri ve zamanın karşısında insanı kendisiyle yüzleştiren bir heykeldir.

Eser, kendisine özel hazırlanan antika ahşap oyma bir sandık içerisinde, mücevherin ruhuna uygun özel sunumuyla gönderilecektir. Sandığın açılmasıyla başlayan bu deneyim, yalnızca bir mücevherin değil, geçmişten günümüze taşınmış bir hikâyenin keşfi olacaktır.
Ölçüler: (201.7 gr. & 6 cm iç çapı)

Kullanmakta olduğunuz cihaz/web tarayıcısı çerezleri desteklemiyor yada bloke ediyor. Sistemin temel özelliklerinden yararlanabilmek için çerez destekleyen bir tarayıcı kullanmalısınız. Çerez politikamız hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayınız.